SON DAKİKA

SonpiyasalarFirma ilanları
Son Piyasa Reklam
A. Arslan
E-Posta : a.arslan.a2018@gmail.com

Kazanacakları bir dünya var

Dünyanın neresinde nasıl bir hayat sürersek sürelim, sonunda bizi bekleyen, aynı zamanın sonuna yansıyan manzaranın üzerimizde yarattığı gelecek günlere dair kaygıdır.

Kazanacakları bir dünya var
Bu haber 12 Aralık 2018 - 22:08 'de eklendi.

Kehanetler…

Kara bayraklar, karanlık yüzler; vekâlet savaşları, yanmış yıkılmış kentler ve mülteciler; yalanlar evi ve uyuyanlar; popülizm, yükselen sağ ve silahlanma…

Dünyanın neresinde nasıl bir hayat sürersek sürelim, sonunda bizi bekleyen, aynı zamanın sonuna yansıyan manzaranın üzerimizde yarattığı gelecek günlere dair kaygıdır.

Şimdiki zamana karşı ilişki biçimimiz artık kanlı bıçaklı bir savaş, hepimizin bilincine hâkim, gittikçe derine işleyen bir karanlığın içinde, bütün dünyanın yanardağ depremlerine benzer ekonomik ve siyasi patlamalarla sarsılıp parçalanacağı kaotik bir çağın tanıklığıdır.

Tüm dünya, insan bedeninin üzerinde korku ve dehşetin bütün işleyişini serbest bırakan, uğursuz bir baykuş çığlığıyla uyanıyor yeni sabahlara. Neredeyse tüm zihinsel süreçleri pençesinde tutan kapitalizm, tam bir batışın, karanlık ritmine uygun ürpertici bir huzursuzluğun ortasında, gelecek belirsiz zamanların korkunç sularında boğulmamak için, kendi enkazını toparlamaya çalışıyor her yerde.

Ölümcül bir çığ gibi yuvarlanan toplumsal koşulların şiddeti karşısında, tüm ekonomik üretim alanlarının ve bu alanlardaki ilişkilerin tek belirleyicisi olarak kendini gören burjuvazi, varlığı kendinden, insansız bir mabedin kapısında, yaşamın tüm iklimlerini yitirmiş acı yakarışlarıyla, çoktan evini terk etmiş Tanrı’yı evine çağırıyor tekrar umutsuzca.

Kapitalist iktidar ve muhalefet partilerinin hırslı, tutkulu çarpışması, mermerden yalanlar ve hileli ateş tuzaklarıyla kuşatıyor zamanımızı.

Sarsılmaya başlayan inançlarının ortasında kalan burjuva efendiler, sonunda abartılı rüyalarının donmuş çölünde, yeryüzünün her yerinde çaresiz insanların etiyle besledikleri bir Tanrı’nın kanlı gölgesiyle yüz yüze kalıyorlar.

Modern büyük sanayinin kapitalist tüm tarafları, dönüşü olmayan bir yol ayrımındadır; yaralı bir yaban hayvanının haykırışı gibi, hep olduğu gibi var olan çatışma alanlarını genişletebilmek ve hatta yenilerini açabilmek için burjuvazinin açık ya da gizli birçok hamle yapacağı muhakkaktır.

Buna karşın kapitalizmin yarattığı dinsel ve siyasal labirentlerin karanlık dehlizlerinde kaybolmuş kitlelerin biraz çabayla, şimdiye kadar kutsallaştırılan ve dehşetle uyulan eylem ve davranış şekillerinin tümünü terk ederek, kendini, kendiliğinden yeni bir çağa ve daha güzel bir dünyaya doğru savuracağı et ve kan kadar gerçektir.

Burjuvazi, üretim ilişkilerinin içine yerleştirdiği kaba, düz çıkar bağıntıları ve hesapçılıkla toplumsal ilişkilerin tümünde bir çözülmeye ve çürümeye neden olmuştur. İlerleyen sürecin kaotik kutupları, yerleşik tüm ilişkilerin doğurduğu eski değer yargılarını dağıtacak, sonunda oluşacak yeni ilişkiler sistemi de içinde doğdukları toz dumanın yarattığı bulanıklığın etkisiyle kaybolup gidecektir.

Bu ilişki biçimlerini, eski, köhnemiş durumlarıyla korumayı seçen burjuvazinin bundan sonra artık kendi varlığının doğal sınırlarına çekileceği bir zamanı yaşayabiliriz.

Yeryüzünün bütününde gezinen burjuvazi, daralan pazar ihtiyaçları yüzünden sendelemektedir.

Uluslararası küçük sermaye birliktelikleri ve burjuva dayanışma organizasyonları dağılacak, eski yerel-ulusal melankolik içedönüşler yeniden ve daha hızlı bir şekilde yaşanacaktır.

Yine de burjuvazinin her yöndeki hareketliliği sürecek; bu hareketlilik, kaçınılmaz olarak cılız kapitalist üretim alanlarının daha büyükleri tarafından yutulacağı kanlı leş sofraları yaratacaktır.

Bu durum belki de sadece her zaman olduğu gibi, bir noktaya kadar sanat ürünlerinin ortak sahiplenişinden başka, tüm üretim ve tüketim ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini gerektirecektir.

Yabancı düşmanlığı daha da körüklenecek, her ulus bir diğerini ‘mega kapitalizm’ düşleri kuran uygar toplumların, uygar ülkelerinin askeri organizasyonlarıyla desteklenmiş, büyük şirketlerin şiddet ve baskı yoluyla kendine uymaya zorlayacak, kendi değer yargılarını, ekonomik ilişki biçimlerini, kültürünü çok daha vahşice dayatacak ve yine dünyayı kendi istediği şekilde, kendi ihtiyaçları doğrultusunda yeniden tasarlayacaktır.

Sonsuz şüphecilik, güvensizlik ve her şeye karşın yine de hareket olgusu, ekonomik üretim ve paylaşım ilişkilerini ayrıştıran tersine bir ilerleyiş göstererek büyük burjuvaziyi, yeni çatışma alanlarına doğru çekerken, bu süreçte dünyanın her yerinde dolaşan o tanıdık hayalet, güçlü nefesini, burjuvazinin ensesinde kendisini hep olduğundan çok daha güçlü bir şekilde hissettirebilir.

Burjuvazi, ulusları savaş yoluyla kimliksizleştirerek, insanları hiçleştirip kendilerince barbar ya da yarı barbar gördükleri, kendi uygar varlıklarına bağımlı kılmak için geliştirdikleri masumane girişimlerinin eylem alanlarını hiç şüphe yoktur ki tüm yeryüzüne yayacaktır.

Böylesi bir durumda, ulusal ve uluslararası büyük siyasal ve ekonomik çıkar odaklarının kendi aralarında kurdukları ilişki biçimleriyle şekillenecek açgözlülüğün boyutu kapitalizmin biyolojik varlığını tehdit edebilir. Sansasyonel, büyük siyasi cinayetler işlenebilir.

Mevcut haliyle burjuvazi, kendi yarattığı ve kendi içinde şekillendirip kurduğu pazar ittifaklarıyla güçlendirdiği üretim ve değişim koşullarını denetleyemez, bu koşullara hükmedemez durumdadır.

Hızla ayrıştırılan ulusal ekonomilerin yerine, tüm dünya pazarını elinde tutan burjuvazinin sırça kentleri, zorunlu ya da kendiliğinden göçlerle değişen, kozmopolitleşen, dinamik demografik yapısı, yavaş ancak derinden bir çözülme sonucunda, mülkiyet ilişkilerinin anarşizmle yüzleşeceği sokak eylemlerinin önünü daha da açabilir.

Burjuva sınıf egemenliğinin yarattığı kitlesel iletişim güçleri, gelişmiş üretim ve değişim araçları ile mülkiyet ilişkilerinin uzunca bir süredir hiçbir şekilde revize edilmemesi, serbest piyasa rekabeti, aşırı mal ve hizmet üretiminin yarattığı yapay, karşılığı, gerçekliği olmayan hayali pazarlar, her geçen gün daha da yoksullaşan dünya halklarının zaman zaman yükselen sesine karşılık, burjuvazinin bütünsel ilişkilerdeki gerici tavrı dünya genelindeki derin askeri ve siyasi krizlerin hızla derinleşeceğinin işareti olarak görülmelidir.

Sonuçta ne olursa olsun, krizin aşılabilmesi için girişilecek arayışların dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir koşul altında dünya halkları için iyilik öngörmediği açıktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yazara veya sonpiyasa.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
malatya escort bayanescort bayanporno indirporno izlekızılay escortpozcu escortporno izlekonya escort bayanseks hikayeleriadana escort bayan

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
UA-87558301-1