SON DAKİKA

SonpiyasalarFirma ilanları
Son Piyasa Reklam
Levent Yetkin
E-Posta : levent.yetkin34@gmail.com

Aristoteles uyarmıştı Levent Yetkin

Farazi  ve düzmece ekonomik verilere rağmen Türkiye ekonomisinin iyi gitmediğini küçük bir azınlık   kabul etmese de   artık bilinen bir gerçek.

Aristoteles uyarmıştı Levent Yetkin
Bu haber 24 Nisan 2021 - 20:25 'de eklendi.

Asıl sorunlardan en önemlisi vatandaşlara bu durumunun tüm çıplaklığıyla anlatılabilmesi için seçilen yöntemlerin oldukça zayıf kalmasıdır.

Her kesimden “Eh işte!” diyebileceğimiz ekonomi bilgisine sahip olan vatandaşımıza hitap eden gazetelerde bile yabancı terimlerden oluşan  veya anlaşılması zor olan ekonomik tanımlamalar  ile durumu anlatmaya çalışmak kadar saçma bir yöntem kullanılıyor.
Vatandaş,  “Gayrisafi milli hasıla”, “Swap işlemi”, “milli gelir” den ne anlar?

Bu terimleri tekrar tekrar söyleyip anlatımı zorlaştırmak yerine, vatandaşların yaşadığı ekonomik zorlukların  gerçek nedenini hatırlatarak onları uyarmaya çalışmak en doğru yöntem olmaz mı?

Gerçekleri anlatırken  geçmişle karşılaştırma yapılmasını da  sağlamaya çalışmak  en doğru  yöntemdir.

Çünkü amaç ekonomide negatif gidişatı ortaya koymak olsa bile zaten ekonomik çöküşü  ilk fark edenin de  vatandaş olduğunu bilmek gerekir.

Vatandaşları saftirik yerine koyup gerçekleri saklarken halkın gerçek durumdan haberdar olmasını sağlamaya çalışmak  ise beyhudedir.

Vatandaşın ekonominin nasıl gittiğini fark ettiği ilk gösterge,  cebindeki para miktarı ve onun alım gücüdür.

Temel ihtiyaçlarını karşılıyor ve  onun için lüks sayılabilecek ürün veya  hizmeti  kıt kanaatte olsa alıyorsa her şey yolunda gidiyor demektir.

Kendince hatırı sayılır bir ücrete “İş bulabiliyor mu? İşten atılırsam başka iş bulamam diye korkuyor  mu? Faturalarını ,  ve vadesi gelmiş kredi kartı borcunu  ödeyebiliyor mu? Geleceğe dair endişe duymuyor  mu?”

Azıcıkta olsa birikim yapabiliyor mu? Yeterlidir.

Bir rahip, doların bir gecede tavan yapmasına neden olabiliyor.  Bir gecede milyar dolarlar bir anda yok olabiliyor veya  bir uyanık son çare olarak belki bu kez kazanırım diye geçim derdine düşen yüz binlerce kişinin parasını kapıp 120 dolarlık bir uçak biletiyle ülkeden 2 milyar dolar kapıp kimsenin ruhu duymadan tüyüyor ise çok büyük sorunlar vardır.

F harfli seriden 1 doların izini sürerken, 128 milyar doların nereye gittiğini bulmaya çalışmak ta öyle kolay olmasa gerek…

Diğer taraftan tüm olumsuzluklara rağmen bazı figüranlar halen farklı oyun peşindeler.

Orta oyunu na benzer bir oyun gibi….
Televizyonların söylediğine ve gazetelerin yazdığına göre her şey mükemmel gidiyor.
İşte kendini elit sanan veya sanılmasını isteyen yazarların ve çizerlerin  ekonomik terimleri kullanıp; bunları  birbirine  bölüp, toplayıp çıkartarak elde ettiği sonuçlara göre çıkan  haberleri anlamak mümkün değil.
Gününün bir kaç  saatini ekonomi haberleri veya kitaplarına  ayırmama rağmen bende bazen ne demek istediklerini  anlayamıyorum.
Bu durumlarda argo kelime veya terimler  kullanmak; yazmak istediğiniz düşünceyi kolaylıkla anlatmanızı sağlayabiliyor. Aslında basit bir yöntemdir.
Daha iyi anlaşılması için  bende  argo bir kelime kullanarak durumu açıklamak istiyorum.
Öyle anlatıldığı gibi ya da sanıldığı gibi İşler hiçte “tıkırında” değil.
Çakma entelektüeller, ekonomi yazarları,  gazeteciler ve siyasiler, yandaşlar ön planda savaşıyorlar. Perdenin gerisinde ise youtuber’lar, hatta türkücüler, ve şarkıcılar bile var.

Ayrıca muhalefetin görev yapmasını  savsaklamak, sulandırmak amacıyla görevli esas  görevleri ise yapay  gündem oluşturarak  vatandaşın aklını karıştırmak olan çenebaz, yüzsüz hatırı sayılır  ücrete çalışan jöleli , robotik çeneli cahiller ile  uyanık troller   medya hesaplarında boy  gösteriyorlar. Bundan dolayıdır ki; karmaşa içerisindeki  vatandaşın aklı tekrar tekrar karışıyor.
Bir gerçeği asla unutmamak gerekir.

Ne olursa olsun cehalete  rağmen yine de vatandaşın işini yöneticilerden daha iyi bildiğini kabul etmek gerekir.

Tek maaşla ev kirası ödeyip,  evlatlarının eğitimini sağlayabilen lüks sayılmasa da kendince tatilini yapabilen vatandaş yöneticilerimizden daha başarılı değil mi? Ekonomi konusunda başarıyı tebrik etmek gerekir ama siyasi tercihlerinde hata yaptığını kabul etmek gerekir.

Vatandaşın kendi kendine sorduğu soru şöyle:
“Hata kimde? Bizde mi? Yoksa yönetenler de mi?”
Büyük bir çoğunluk Allah’ın takdirine bağlarken, küçük sayılabilecek bir azınlıkta suçu kendinde buluyor.
Her ikisi de doğru sayılır.
Hata yapan cezalandırılır. Bu zaten genel bir mantık kuralıdır.
Bir şeyhin karşısında el pençe divan durarak söylediği bir cümleden güzel sonuçlar çıkarmaya çalışmak, sapık bir büyücüyle bir odaya kapanıp   hiç değilse birkaç müjdeli haber alabilmek için okşanmak  öbür dünyada iyi bir yer kapmak için kulluk yapılan bir şeyh tarafından badelenmek,  kaliteli üniversitelerde eğitim almış işinin ehli psikologların yapamadığını yaptığını iddia eden  bir hocanın söylediklerine kanarak onunla oynaşmak zorunda kalmak olası sonuçlardandır.

Biz öbür dünyada hurilerle oynaşacağımız günleri bekleye duralım…
Peki, bu dünyada bizimle kimler oynaşmak istiyor ya da bilmeden kimlerle oynaşmak zorunda kalıyoruz, farkında mıyız?

Farkında olmayanlar çok şey kaybediyor.

Farkında olanlar ise kendi kendini kahrediyor.

Böyle bir ortamda ne denli ekonomi bilginiz olursa olsun yine de gerçekleri fark edebilmek oldukça zor.

Ülkemizde yaşanan ekonomik sorunların kaynağını genel kabul görmüş bilimsel çözümler içeren ekonomi politikalarının yetersiz olmasına bağlamak yanlıştır. Çünkü uygulanan tutarlı bir ekonomik planlama ve tercih yoktur.

 

Acıdır ama en doğru cevabı;  binlerce yıl önce yıl önce yaşayan Aristoteles  vermiştir.

Aristoteles, demokrasinin bazı özelliklerinden dolayı sakıncaları olduğunu binlerce yıl önce öngörmüş ve dile getirmiştir ve acı gerçekle bizi yüzleştirmiştir.
Aritoteles demokrasinin sakıncalarını dört temel başlık altında toplamıştır.

İlkini , “çoğunluğun iradesi meselesi” altında işlemiş ikincisini “özgürlük” üçüncüsünü ise eşitlik dördüncüsü ise “eşitliğe dayalı adalet anlayışı” olarak tanımlamıştır.

Krallık,  aristokrasi ve anayasal yönetimden her an sapmalar olabilir. Bu durum gerçekleştiğinde yani krallıktan sapıldığında tiranlık, aristokratik yönetim bozulduğunda oligarşi, siyasal yönetim bozulduğunda “demokrasi “ortaya çıkar.

Kısaca hap gibi anlatmak gerekirse,

Devletin amacı erdemli insan yetiştirmektir. Burada kastedilen önce ahlaklı birey sonuçta da her açıdan erdemli toplum yaratmaktır.  Büyük bir çoğunluk olan yoksul diyebileceğimiz vatandaşlar sonradan arzularına göre davranır ve zenginlik peşinde koşar. Bu nedenle düşündüğü fikri uygulayacak karakter ve özellikteki yöneticileri işbaşına getirmek suretiyle yani karar vericileri de kendince kullanmaya çalışarak tüm yasaları kendisinin zenginleşme ve parasal güç elde etme isteğine göre düzenlenmesini sağlamak istediğinde iktidar erdemsiz kişiler veya grupların eline geçer.

İçine düştüğümüz durum işte bundan ibarettir.

 

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yazara veya sonpiyasa.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
malatya escort bayanescort bayanporno indirporno izlekızılay escortpozcu escortporno izlekonya escort bayanseks hikayeleriadana escort bayan

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
UA-87558301-1